Gece altını ıslatma çocukluk çağının oldukça sık karşılaşılan sorunlarından biridir. Beynin ve mesanenin gelişim aşamaları dikkate alındığında 6–7 yaşa kadar olan idrar kaçırmaları ya da gece altını ıslatmalar normal kabul edilmektedir. Bu yaştan sonra süren altını ıslatmalar aşağı yukarı her gece sürüyorsa yine ruhsal rahatsızlık olarak kabul edilmelidir.

           Altını ıslatma davranışı gün içinde de olabilmektedir. Bazen hem gece hem gündüz altını ıslatmalar çocuklarda görülebilmektedir. Gündüz altına kaçırmalar aileler tarafından çocuğun oyuna dalma durumu ile ilişkilendirilmektedir.

           Altını ıslatma çocuk açısından da oldukça sıkıntı verici bir durumdur. Ailelerin bu soruna karşı gösterdiği tepki sorunun çözümünü güçleştirdiği gibi kolaylaştırabilmektedir de. Çocuklarda utanma duygusunun giderilmesi ailenin bu yaşlarda bu türden sorunların olabileceğine ilişkin bilgi ve güven vermesi ile kısmen çözüme ulaştırılabilir.

           Çocuklarda altına ıslatma davranışı özellikle 6’lı yaşlardan sonra aşağıda sıralayacağımız ruhsal sıkıntılar ile beraber seyrediyorsa bir başka ruhsal rahatsızlığın belirtisi olarak değerlendirilmelidir.

           Çocuk uzun ya da kısa aralıklarla;

           Sinirlilik

           Huzursuzluk

           İç sıkıntısı

           Yersiz korku ve endişeler

           Karamsarlık

           Dikkat eksikliği

           Sağa sola çarpmalar

           Kendine veya çevresindekilere zarar vermeye yönelik davranışlar

           Yorgunluk

           İsteksizlik

           Keyifsizlik

           Ders başarısında aynı dersten bir yüksek bir düşük not alma

           Kaka kaçırma

           Kekemelik

           Tırnak yeme belirtileri gösteriyorsa idrar kaçırma ya da altını ıslatma davranışını bir depresyon rahatsızlığını belirtisi olduğu düşünülmelidir.

 

           Tedavi

           Altını ıslatma ailenin doğru yönlendirilmesi bazen de ilaç tedavisi ile yüz güldürücü sonuçlar vermektedir.

Çocuklarda aşırı hareketlilik olarak ta bilinen hiperaktivite ciddi bir uyum sorunu ve okul başarısında düşüklüğe neden olabilmektedir.

           Aşırı hareketlilik 16 yaşından sonra durabilmektedir. Bu yavaşlama çoğumuzun sandığı gibi çocuğun doğru davranışları fark etmesi, aldığı eğitim ya da doğru yönlendirme ile ilgili değildir. Bu yavaşlama büyük oranda beyindeki değişikliğe bağlıdır. Beyindeki bu değişiklik kısmen alınan eğitim ve kişilik olgunlaşmasına bağlı iken ağırlıkla olarak bu değişim beynin genetik kodlaması ile ilgilidir.

           Aşırı hareketlilik ile anlatılmak istenen çocuğun ya da erişkinin ortama ve duruma uygun bir hareketlilik sağlayamamasıdır. Çocuk kendine dur diyememektedir. İçinden geldiğini belirttiği bir hareketlilik isteğini engelleyememektedir. Bir enerji artışı gözlenmektedir. Dışarıdan bakıldığında bu durum koşuşturma, hareketli oyunlara yönelme, yerinde duramama olarak algılanmaktadır.

           Aşırı hareketlilik her zaman yalnız başına var olan bir özellik ya da sorun değildir. Çoğunlukla bu duruma;

Öfke patlamaları

Sinirlilik

İnatçılık

Uykusuzluk

Küfürlü konuşma

Neşe ve keyiflilik

Huzursuzluk

İç sıkıntısı

İsteksizlik

Mutsuzluk

Kaygı ve endişe

Dikkatsizlik gibi belirtiler eşlik edebilmektedir.

           Hiperaktivite çocukta uzun ya da kısa aralıklarla tekrarlayarak gidebilir. Yani çocuk birkaç saat, birkaç gün, hafta ya da ay değişen aralıklarla hareketlilik dönmelerine girip çıkar. Ya da aralıksız bir şekilde mütemadiyen hiç durmadan sürekli bir hareketlilik halindedir. Çocuğun hareketsiz olduğu dönemler sıkıntılı ve keyifsiz olduğu dönemlerdir. Bu dönemlere;

Yorgunluk

Karamsarlık

Kuruntu ve endişeler

Belirli ya da belirsiz konulara takılıp kalma

Geçmişe ya da bugüne ait konulara odaklanıp kalma

Korkular

İç sıkıntısı

Dikkatsizlik

Uykuya eğilim ya da uykusuzluk

Unutkanlık

Sakarlık

Öfke patlamaları

İçe dönüklük

Kendine ya da çevresine zarar verme eğilimi

Kaka kaçırma

Kekemelik

Kalp çarpıntıları

Karın ağrıları

Baş ağrıları

Nefes alıp vermede güçlük gibi depresif belirtiler eşlik edebilir.

Aşırı hareketlilik durmaksızın devam etse de çocuk dönem dönem;

Keyifsizlik

İsteksizlik

Karamsarlık

Kuruntu ve endişe

Mutsuzluk

Değişik ya da belirli konulara takılıp kalma devam edecektir. Bu kısa ya da uzun aralıklarla ataklar halinde gelen ruhsal sıkıntı halleri aslında birer depresyon ataklarıdır.

Aşırı hareketliliğin nedeni

Hiperaktivite bir davranış özelliği olarak değerlendirilebileceği gibi bir ruhsal sorun olarak da görülebilir. Özellik mi? Sorun mu? Cevabı uyum sorunlarına ve okul başarısına yol açıp açmadığı ile ilgilidir. Sorunlara yol açıyorsa tedavi edilmeli. Yok eğer hiçbir sorun yol açmıyorsa müdahale edilmemelidir.

Hiperaktivite beynin ürettiği bir ruh ve davranış halidir. Yani genetiktir.

 

Tedavi

Tedavide davranış terapisi ve ilaç tedavisi oldukça yüz güldürücü sonuçlar vermektedir

Başlığı okuyanların ne alaka dediğini duyar gibiyiz. Sadece siz değil, bize çocukları ile ilgili sıkıntıları konuşmak için gelen ailelerde benzer tepkiler veriyorlar. Toplumun konu ile ilgilenen uzmanları da dâhil, çoğunluğu depresyonu erişkinlere ait bir ruhsal çökkünlük olarak bilmektedirler.

Ruhsal çökkünlük erişkinleri, anne babaları ya da gençleri tutabilecek bir illetmiş gibi düşünülmektedir.

Depresyon doğrudan bir sorun ya da sorunlarla alakalı bir ruhsal rahatsızlık olarak görüldüğünden, hastalığın beyinle ile ilgili yanı göz ardı edilmektedir.  Tıpkı sorunların depresyonu açığa çıkarıcı ya da tetikleyici etkisinin göz ardı edilmesi gibi.

Davranış, his, düşünce, akıl ve yeteneklerimizin; tıpkı ekmeğin, ekmek fabrikasının bir üretimi olduğu gibi beynimizin bir üretimi olduğu bilgisi toplum tarafından yeterince bilinmemektedir. Bu konu eğitim kurumlarında, medyada, kitap ve dergilerde yeteri kadar işlenmemektedir.

Aslına bakılırsa ruhsal sıkıntılara beynin bir üretimi olarak bakmak çoğunluğu en başta da konunun uzmanlarını korkutmakta, konu çocuklar olunca bu korku iyice alevlenmektedir.

Her ne kadar ruhsal sıkıntılar beynin bir üretimi olsa da beyin elastik-plastik yapıda bir organdır. Yani eğitilebilir ve yönlendirilebilir bir yapıya sahiptir. Sıkıntı ya da ruhsal rahatsızlık üretme komutu almış beyine yeni komutlar verilebilir. Tıpkı bilgisayarlarda farklı programlarla farklı işlerin yapılması gibi bir durumdur bu. Farz edelim bir mobilya tasarım programı kullanıyorsunuz. Günün birinde bu programa bir şekilde bir virus bulaşıyor. Ve o güne kadar çok iyi tasarımlar yaptığınız mobilya tasarım programı çöküyor. Yani programınız rahatsızlanıyor. Şimdi yapmanız gereken bu virüsü yok ederek yolunuza devam etmeniz. Bunu yaparken bilgisayarınıza kuracağınız virüs saptama ve yok etme programları sizi bilindik virüslerden koruyacaktır. Tıpkı beyninizi rahatsızlıklara karşı yeniden programlamak ve kodlamak gibi bir şeydir bu. Bu başarılabilir bir şeydir.

Gelelim çocukta depresyona.

Çocukta depresyon kendini nasıl gösterir ya da ne olduğunda depresyondan şüphelenmeliyiz;

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] kendisinden beklenenin yani zekâ ve yeteneklerinin altında başarı gösteriyorsa- bu başarısızlık süreklilikte gösterebilir-

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] dikkatini derse veremiyorsa, sık sık ders dışı konulara yöneliyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] ders çalışma isteksizliği gösteriyorsa

§        Çocuk ara ara [(uzun ya da kısa aralıklarla)] huzursuzluk veya mızmızlık gösteriyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] en sıcak yaklaşımlara bile tepki ile karşılık veriyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] durgun ve içe dönük oluyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] öfke patlamaları yaşıyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] yersiz kuruntu ve endişeler ifade ediyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] abartılı yalnız kalma ya da karanlık korkusundan söz ediyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] başını herhangi bir eşyaya ya da duvarlara vuruyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] arkadaşlarına ya da büyüklerine karşı saldırgan davranışlarda bulunuyorsa, onlarla kavga ediyor ve özellikle kavgayı başlatıyorsa (depresyondaki çocuklar çoğunlukla kavgayı başlatma nedeni olarak kendilerine kötü davranıldığı, kendilerine sataşıldığı, isteklerinin yapılmadığı ya da oyuna alınmadığı gibi gerekçeler gösterirler)

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] ya da sürekli bir hareketlilik içinde ise ve bu aşırı hareketliliğe özellikle sıkıntı huzursuzluk ve söz dinlememe eşlik ediyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] külotuna sürtünme şeklinde ya da bariz bir şekilde kaka kaçırıyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] her zaman başarılı olduğu derslerde başarısız kalabiliyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] sınavlarda aşırı heyecanlanıyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] beynine takılan sıkıntı verici ve anlamsız düşüncelerden söz ediyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] ya da sürekli uykusuzluktan yakınıyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] gün içinde uyukluyorsa, bir kenarda yığılıp kalıyorsa ve bu durum özellikle aşırı bir hareketlik sonrasına denk geliyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] iştah artışı nöbetleri yaşıyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] iştahsızlık ve kilo kaybı nöbetleri gösteriyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] kendini keyifsiz ve mutsuz olarak ifade ediyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] anne babası kardeşleri ve yakınları ile ilgili abartılı ve yersiz kaybetme korkuları ifade ediyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] ders çalışırken çabuk sıkılıyor ve başka şeylere ilgi gösteriyor ya da hiçbir şeye karşı ilgi ve alaka duymuyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] karasızlık belirten davranışlar sergiliyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] karamsar ve kendine güvensiz oluyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] kendine zarar verici davranışlarda bulunuyorsa-kendini kesici aletlerle çizme ve kesme-

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] tırnak yeme ya da parmak emme davranışı gösteriyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] korku heyecan ya da sıkıntı ile karışık kalp çarpıntıları, ellerde titreme ve nefes almada güçlükten yakınıyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] geçmişte ya da bugünlerde olmuş bir konuyu zihninden uzaklaştıramıyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] çekingen ve ürkek davranışlar sergiliyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] ya da sürekli bir şekilde kendine çizilen günlük programlara bağlı kalamıyorsa-çoğu şeyi ya da hiçbir şeyi zamanında yapamıyorsa-

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] bir yerler takılıp düşüyor ya da bir yerlerini sağa sola çarpıyorsa- dikkatsiz davranışlar sergiliyorsa-

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] canının sıkıldığından söz ediyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] ölmekten ya da intihardan söz ediyorsa-kendine zarar vereceğini ifade ediyorsa-

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] saçlarını ya da kirpiklerini yoluyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] konuşurken kekeliyorsa

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] kaşınmadan yakınıyorsa-cildiye doktorları stresle alakalı diyorlarsa-

§        Çocuk da [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] saç dökülmesi görülüyorsa-cildiye doktorları stresle alakalı diyorlarsa-

§        Çocuk [ara ara (uzun ya da kısa aralıklarla)] ya da sürekli bir şekilde sabırsız davranışlar sergiliyorsa

Depresyon tedavi edilmediği sürece öyle sanıldığı gibi gelip geçici bir durum değildir. Tam tersine belli aralıklarla tekrar eden bir rahatsızlıktır. Bu nedenledir ki, yukarıda depresyon belirtileri anlatılırken kısa ya da uzun aralıklarla tabiri kullanılmıştır. Gün içinde, gün gün, birkaç gün, hafta hafta, birkaç hafta, ay ay, birkaç ay aralıklarla değiştiğini gözlemlediğimiz çocuklarımız aslında ardı arkası kesilmeyecek bir şekilde depresyona girip çıkmaktadır. Depresyon hafif belirtilerle seyrettiğinde ders başarısı, arkadaşlarla ve ebeveynlerle uyum gibi sorunlara yol açmazken, depresyonun şiddetlenmesi ders başarısızlığı ve uyum sorunlarına yol açmaktadır.

Depresyon tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır. Konuya başlarken söz ettiğimiz gibi beyin elastik-plastik bir yapıdadır. Beynin eğrilebilir ve bükülebilirliği bir yapıda olması, neden olduğu sıkıntıları gidermede ve tedavi etmede ebeveynlere, çocuğa ve konunun uzmanlarına (psikiyatr ve psikologlar) kolaylık sağlamaktadır. Uzman, çocuk ve aileden oluşacak bir üçlü tedaviyi olanaklı kılmaktadır. Depresyon yüzde yüz tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır. Depresyon tedavisinde geç kalmak başarısızlık ve uyum sorunlarının sürgit devamına kapı aralamaktan başka bir işe yaramayacaktır. Depresyon zekâ ve yeteneğin kullanımını ve açığa çıkmasını engelleyen bir rahatsızlıktır. Depresyon zekâ ve yeteneğin düşmanıdır. Düşmanla mücadele için uzmanlarla elbirliği ve işbirliği yapın.

Potansiyeli olan çocuklarımıza yardım elim uzatalım. Etiketlenmekten korkmayalım. Çocuklarımızın bugünü ve geleceği için yaşayacağımız korku başkaları ne der korkusunu aşmak zorunda. Depresyonu görmezden gelmeye çalışmak sadece içimiz rahatlatır. Ama gerçeği değiştirmez. Hadi! Çocuklarımızın yaşadığı sıkıntı ve sorunlara bir de yukarıda anlattıklarımız ışığında tekrar bakalım. Biraz cesaret biraz dürüstlük birazda dikkatin çocuğumuza ve bize çok katkısı olacak.

Kaka kaçırma gerçekte bir depresyon belirtisidir? Diyelim ki çocuğunuz tuvalet alışkanlığı kazanmış olsun. Bir zaman hiç kaka kaçırmayan çocuk şimdilerde kaka kaçırmaya başladı ise, çocuğunuzun depresyon geçiriyor olduğundan şüphelenebilirsiniz. Kaka kaçırma çocuğun kakasının parça parça külotuna dökülmesi demek olduğu gibi aynı zaman da külotuna sürülmesi de demektir.

Tuvalet alışkanlığı ne demektir? Çocuğun kakasını haber vermeye başlaması ya da kakası geldiğinde kendiliğinden tuvalete gitmesi ve kakasını yapması çocuğun tuvalet alışkanlığı kazandığı anlamına gelir. Eğer çocuk tuvalet alışkanlığı kazandıktan sonra kakasını altına kaçırıyorsa bu normal değildir. Peki, anormal midir? Evet.

Çocuğun kaka kaçırmaya başlaması asla dikkat çekmek için değildir.

Çocuğun kaka kaçırmaya başlaması asla bir başka kardeşin doğumu ile ilgili değildir.

Çocuğun kaka kaçırmaya başlaması asla kardeşini kıskanması ile ilgili değildir.

Çocuğun kaka kaçırmaya başlaması asla oyuna dalması ile ilgili değildir.

Çocuğun kaka kaçırmaya başlaması asla haylazlık değildir.

Kaka kaçırma bir depresyon belirtisi ise çocukta depresyon ile ilgili başka hangi belirtileri aramak gerekir.

Kaka kaçıran depresyondaki bir çocukta diğer depresyon belirtileri;

Laf geçirmenin mümkün olmadığı sürekli bir hareketlilik hali

Huzursuzluğun eşlik ettiği orayı burayı karıştırma hali

Zaman zaman oluşan yersiz korku ve endişeler

Uykusuzluk ya da gün içinde uyuklama halleri

Zaman zaman oluşan içe kapanma halleri,

Ders çalışırken çabuk sıkılma ya da sık sık derse ara verme

Zaman zaman içinin sıkıldığını söyleme

Ders başarı grafiğinin sürekli değişmesi bazen yüksek not bazen düşük not alma

Kekemelik

Zaman zaman konuşurken heyecanlanma

Sinirlilik

Kardeşleri ile ya da sınıf arkadaşları ile sık sık kavga etme

Avuç koltuk altı ya da vücutta terleme

Kalp çarpıntıları ya da ellerde titreme

Zaman zaman oluşan kalabalıklarda sıkılma hali

Çocukta kaka kaçırma söz konusu olduğunda yukarıda saydığımız depresyon belirtileri ebeveynler tarafından dikkatle gözlenmelidir.

Keza gün içinde oluşan idrar kaçırmaları da zaman zaman kaka kaçırmalara eşlik etmektedir. Geçe idrar kaçırmaları depresyon belirtisi olmayabilir ama gün içinde idrar kaçırmaları tıpkı kaka kaçırma gibi bir depresyon belirtisi olarak değerlendirilmelidir. Bu durumda gün içindeki idrar kaçırması da depresyon açısından değerlendirilmek zorundadır.

Kaka kaçıran ya da gün içinde idrar kaçıran çocuğa asla sert davranılmamalı ve korkutulmamalıdır. Ayıplayıcı davranışlarda ya da sözlerde bulunulmamalıdır.

Diğer depresyon belirtileri tespit edildiğinde bir ruh sağlığı uzmanı ile bağlantıya geçilmelidir. Uzmandan alınacak direktifler doğrultusunda hareket edilmelidir. Aksi bir yaklaşım yani sorunu kendimizin çözmeye çalışması zaman kaybı demektir. Bu arada çocuğa yöneltilmiş baskı ve uyarılar sorunun daha da şiddetlenmesi ve uzamasından başka bir işe yaramayacaktır.

Kaka kaçırma yüzde yüz tedavi edilebilir bir rahatsızlık belirtisidir.

Tıbbi bir nedeni teşhis edilemeyen ve tekrarlayıcı özellikteki karın ağrıları çocukluk çağının sık karşılaşılan ruhsal rahatsızlıklarından biri olan depresyonun belirtisidir. Ebeveynler bu türden sıkıntıları çoğunlukla çocukların uydurduklarının düşünmektedirler. Okula gitme öncesinde ortaya çıkan bu türden şikâyetleri okula gitmek istememeye bağlamaktadırlar.

Karın ağrısı ile birlikte gözlemlenen isteksizlik, keyifsizlik ve yorgunluk halleri çoğunlukla ebeveynlerin gözünden kaçmaktadır. Oysa karın ağrısına çoğunlukla bir depresyon belirtisi olan bu türden sorulduğunda ortaya çıkan belirtiler eşlik etmektedir. Karın ağrıları bulantı, istifra ve ishal ile birliktede seyredebilir.

Karın ağrıları çocuğun bilinçli olarak dile getirdiği ve belli bir amaca ulaşmayı hedefleyen yakınmalar değillerdir. Bu türden bir yakınma bir depresyon belirtisi olarak algılanmalı ve aşağıdaki depresyon belirtileri ebeveynler tarafından dikkatlice gözlenmelidir.

Çocukluk çağı depresyon belirtileri;

           Öfke patlamaları

Kavgacılık

Karşı çıkma

İsteksizlik ve keyifsizlik dönemleri

Zaman zaman içinin sıkıldığından söz etme

Dikkat ve konsantrasyon sorunları

Ders çalışma isteğinin ara ara olmaması

Yersiz kuruntu ve endişelere takılıp kalma

Aynı konuya dönüp dolaşıp gelme

Ders başarısızlığı

Alınganlık

Hareketlilik ve durgunluk dönemleri

Çocukluk çağı depresyonu ailelerin ve eğitmenlerin en iyi tanımaları gereken çocukluk çağı ruhsal sorunudur.

 

Tedavi

Tıbbi bir açıklama getirilemeyen karın ağrıları bir depresyon belirtisi olarak değerlendirilmelidir. Karın ağrısını tedavisi gerçekte depresyonun tedavisine bağlıdır. Sonuçlar yüz güldürücüdür

Çocukların bir kısmı öfkelerine ve alınganlıklarına hâkim olamamakta ve yok yere diyebileceğimiz nedenlerle kavgalara karışmaktadırlar. Kavgacılık çocuğun bilinçli bir davranışı değildir. Saldırgan ve zarar vermeye yönelik davranışlar kontrol dışı hareketlerdir.

Saldırgan davranışlara çoğunlukla yoğun bir iç sıkıntısı ve huzursuzluk eşlik etmektedir. Zarar vermeye yönelik bu davranışlar çocuğun sonuçlarını kestiremeden yaptığı davranışlardır. Çocuklar çoğunlukla yaptıkları bu türden davranışlar sonrasında pişmanlık duymaktadırlar. Yalnız bu pişmanlıklar aynı davranışın tekrarlanmasını engellememektedir.

Çocukların bir kısmı da şiddet içerikli davranışları sonrasında hiçbir pişmanlık duymamakta aksine karşı tarafın bunu hak ettiğini söyleyebilmektedir.

Kaba kuvvete başvurma davranışı çocuğun bir dereceye kadar engelleyebildiği büyük oranda kendi elinde olmayan bir rahatsızlık belirtisidir.

Kavgacı bir davranışın sürekli tekrarlanması çoğunlukla çocukluk çağı depresyon rahatsızlığının bir belirtisi olarak değerlendirilmelidir.

Ebeveynler çocuklarına yardımcı olabilmek için çocukluk çağı depresyon belirtilerini çok iyi tanımalıdırlar.

Çocukluk çağı depresyon belirtileri;

Sürekli kendine haksızlık yapıldığından söz etme

Zaman zaman huysuzluk ve hırçınlık davranışları sergileme

Dönem dönem yalnız kalma isteği gösterme, odasına kapanma

Keyifsizlik ve isteksizlik dönemleri

Karamsarlık

Yersiz korku ne endişeler

Ders çalışma isteğinin yokluğu ya da zaman zaman olmayışı

Yorgunluk dönemleri

Sabahları kalkmak istememe, yatakta oyalanma

Gün içinde uyuma ya da uykusuzluk

Karın ağrıları

Baş ağrıları

Dikkat ve konsantrasyon sorunları

Takıntılı düşünce ya da davranışlar

Aşırı hareketlilik ve durgunluk dönemleri

Ebeveynler çocuklarına kavganın yanlış olduğunu açıklama ve gerekirse bazı oyunlardan mahrum bırakma ya da isteklerini erteleme cezalarına karşın bu türden davranışlar sürdüğünde bu durumu depresyona bağlamalıdırlar. Çünkü ancak depresyonun neden olduğu kavgacılık çocuğun kontrolü dışıdır.

 

Tedavi

Çocukluk çağı depresyonun neden olduğu kavga gibi şiddet içerikli davranışlar duygu kontrol eğitiminden sonuç alınmazsa ancak depresyon tedavisi ile durdurulabilirler.

Okul çağı sık karşılaşılan sorunlarından biride okul korkusudur. Okul çağına gelmiş çocuklar ya başlangıçtan itibaren ya da okula başladıklarından bir süre sonra okula gitmek istememektedirler. Bu çocukların bir kısmı okula ancak ebeveynlerinin eşliğinde gidebilmektedirler. Okula gidecekleri saatlerde huzursuzluk sergilemekte ya da okula gitmemek için türlü gerekçeler öne sürmektedirler.

Çocukların bazıları ise bazen okula gidememekte bazen de rahatlıkla gidebilmektedirler. Bu da bize beyinlerimizin bazen korku ürettiğini bazen de üretmediğini göstermektedir.

Okul korkusu yaşayan çocuklar bazen bu korkularına ilişkin hiçbir açıklama yapmazken bazen de ebeveynlerini yitirme ya da ne ile karışılacaklarını bilememe endişesini dile getirmektedirler.

Okul korkusu çocukların bilinçli davranışı değildir. Bu nedenle çocuklar suçlanmamalı ve yargılanmamalıdır. Ebeveynler bu türden korkuları çocuğun beyninin ürettiğini bilmelidirler. Bir uzman yardımı olmadan yapılan telkin ve açıklamalar sonuç vermediğinde çocuklarını zorlamamalıdırlar.

Okul korkusu çoğunlukla çocukluk çağı ruhsal sorunlarından biri olan depresyonun belirtisi olabilir. Aileler çocukluk çağının en sık karşılaşılan sorunlarından biri olan depresyonu çok iyi tanımalıdırlar.

Çocukluk çağı depresyon belirtileri;

Zaman zaman gelişen isteksizlik ve keyifsizlik nöbetleri

Alınganlık

Ara ara kendini gösteren özgüvensizlik

Karamsarlık

İç sıkıntısı nöbetleri

Gün içinde zamansız uyku nöbetleri

Uykusuzluk

Karanlık ya da yalnız kalma korkuları

Dikkat ve konsantrasyon sorunları

Kavgacılık

İnatçılık

Aşırı hareketlilik ve durgunluk dönemleri

Ders çalışma isteksizliği

Bilgisayar bağımlılığı

Takıntılı davranışlar

Tikler

Kaka kaçırma

Ebeveynler okul korkusu ile birlikte yukarıdaki belirtileri gözlemlediklerinde çocuklarında bir depresyon sorunu olduklarını düşünmelidirler.

 

Tedavi

Ebeveynler açıklayıcı ve teşvik edici olmalı ama asla zorlayıcı olmamalıdırlar. Korku beynin ürettiği bir duygudur ve her aşırıya kaçmış duygu gibi bu da bir rahatsızlıktır. Ateşi çıkmış gripli bir çocuğunuzun ateşini düşürmek nasıl sizin ve çocuğunuzun elinde değilse kontrol edilemeyen okul korkuları da çocuğun elinde değildir. Bir uzman yardımı ile korkunun ve depresyonun tedavisi her zaman yüz güldürücü sonuçlar vermektedir.

Parmak emme davranışı çocukluk çağının sık karşılaşılan sorunlu davranışlarından biridir.

Ebeveynlerin oldukça sık olarak dile getirdikleri masum bir davranış gibi gözüken bu sorun aslında ruhsat bir rahatsızlığın belirtisi olabilir. Parmak emme davranışı süreğen bir hal aldığında parmakta tahribe kadar varabilmektedir.

Çocuğun bu davranışı engellenmeye kalkıldığında çocuk huzursuz olmaktadır. Ve ısrarla parmağını emmeye devam etmektedir.

İlerleyen yaş ile birlikte çocuğun bu davranışını terk edeceği umulmaktadır. Oysa bu davranışın terk edilişinin çocuğun olgunlaşması ile bir ilgisi yoktur. Olsa olsa çocuğun emme davranışı üzerinde hâkimiyeti artmaktadır. Bu da çocuğun olgunlaşmasından çok beynin olgunlaşması ile ilgili olmaktadır.

Dikkat edilirse parmak emme davranışına çocukluk çağının başka rahatsızlıkları da eşlik eder. Çoğunlukla da parmak emme davranışı çocukluk çağı depresyon rahatsızlığının belirtisidir.

Çocukluk çağı depresyon belirtileri bu nedenle aile tarafından tanınmalı ve dikkatle izlenmelidir.

Çocukluk çağı depresyon belirtileri;

Ara ara ortaya çıkan konsantrasyon sorunları

Ders çalışma isteğinin dönem dönem ya da sürekli olarak olmaması

Aynı dersten bir zaman yüksek not bir zaman düşük not alma

Değişken bir ruh halinin mevcudiyeti

Zaman zaman yorgunluk ya da aşırı hareketlilik dönmelerinin varlığı

Yersiz korku ve endişeler

Kavgacılık

Öfke patlamaları

Zaman zanman iç sıkıntısından ya da içinin sıkıldığından söz etme

Kaka kaçırma

Uykusuzluk ya da gün içinde uyuma nöbetleri

Arkadaşları ile uyumsuzluk

Yalnız kalma ya da karanlık korkuları

           Çocukluk çağının bu sık ya da uzun aralıklarla tekrarlayan problem ruhsal yaşantıları ebeveynler için uyarıcı olmalıdır.

Parmak emme davranışın nedeni?

Çocukluk çağının “masum” davranışı olarak algılanan parmak emme gerçekte altta yatan depresyon rahatsızlığını belirtisi olabilmektedir. Ve bu türden davranışların nedeni genetiktir. Aileden ya da çocuğun karakterinden kaynaklanmamaktadır.

 

Tedavi

Parmak emme davranışın tedavisinde çocuğun dikkatini farklı konulara yönlendirme bir çözüm olabileceği gibi gerçek çözüm altta yatan çocuk çağı depresyonun tedavisidir. Bu da psikoterapi, danışmanlık ve medikal tedavidir.

Tırnak yeme davranışı çocuklarda oldukça sık karşılaştığımız davranışlardan biridir. Tırnak yeme davranışına çoğunlukla sıkıntı, sinirlilik, heyecan ve endişe eşlik etmektedir. Bu davranış bazen çocuklarda parmakların tamamen tırnaksız kalmasına neden olabilmektedir. Bu durum rahatsızlığın şiddetine ilişkin bilgi vermektedir.

Tırnak yeme davranışı ruhsal rahatsızlık belirtisidir. Tırnak yeme kendi başına bir rahatsızlık olmaktan ziyade bir psikiyatrik rahatsızlığın öne çıkan belirtilerinden biridir.

Aileler biraz dikkatle baktığında, uzmanlarda biraz daha fazla sorguladıklarında tırnak yeme davranışına eşlik eden depresyon belirtilerini fark edebilecektir.

Çocukta sık ya da uzun aralıklarla aşağıdaki belirtiler gözlemleniyorsa bir depresyon rahatsızlığından şüphelenmelidirler.

Sinirlilik

Korkular

Endişeler

Takıntılar

Yorgunluk

İsteksizlik

İnatçılık

Okul korkusu

Karamsarlık

Özgüven kaybı

Dikkat eksikliği

Alınganlık

Her şeyi büyütme

Nedeni açıklanamayan karın ağrıları

Kaka kaçırma

Nedeni açıklanamayan kalp çarpıntıları

Nedeni açıklanamayan ishaller

Nedeni açıklanamayan soluk alma sıkıntıları

 

Tedavi

Tırnak yemenin önüne geçmek için aileler değişik çarelere başvurmaktadırlar. Çocuğa oje sürmek, eldiven giydirmek ya da çocuğun ellerini bantlamak en sık başvurulan yöntemlerdir. Ailelerin çoğunluğu çocuklarını sürekli ikaz ettiklerinden ama sonuç alamadıklardan söz etmektedirler. İkazlar ve uyarılar tırnak yeme davranışını şiddetlendirmekten başka bir işe yaramamaktadır.

Bir uzman kontrolünde yapılacak psikoterapi ya da ilaç tedavisi yüzde yüze varan oranlarda cevap vermektedir.