DOKTORLARIMIZ

Yalanlar-2

0 1 Nisan 2015

İnsan beyni beyaz bir sayfadır. Ne yazarsan o, diyorlar ya. Yine aynı zevatlar doğru ya da yanlış koşullandırmalar, deneyimler, öğrenilmişlikler bu beyaz sayfadaki karalamalardır diye bas bas bağırıyorlar. Oysa aşağıda örnekleyeceğim düşünce kalıplarının betonuda genlerle atılmıştır. “Ya çocuğuma bir şey olursa”, “Ne sanıyor bu adam kendini”, “Sanıyorum başaramıcam”, “Beni dışlayacaklar”,”Bana meydan okuyor bu kadın”, Her şey ters gidecek”, “Her şey belli bir plan dahikinde olmalı”, “Ya onlarıda kaybedersem”, “Ben çok çirkinim”, “Ben bunu hak etmedim”. Daha bir sürü böylesi düşünce şablonları ile dünyaya geliriz. Sonrada bunları genel geçer doğrular olarak kabul ederiz. Ve bu şablonlar hayatımıza yön verir. Şablonlar ya hayatı zindan eder, ya da doğamıza uygun kapılar aralar bize

0 1 Nisan 2015

Eğer, bir ilişkide en temel korkunuz, terk edilmekse, seçiminizi kişisel ya da değil eşyalarını, atamayanlardan seçeceksiniz. Örnek mi; kravat, saat ne bileyim ayakkabılarını sittim sene atamayanlar var. Üstelik giymedikleri kullanmadıkları halde. Böyleleri için, sizde bir eşya olduğunuzdan, güvenli limanlardasınız demektir. Artık denize açılabilirsiniz. Eşya gibi olmanın ya da bir ilişkide böyle algılanmanın, nasıl bir şey olduğunu, bize bir ara anlatırsınız artık.

0 1 Nisan 2015

Hani fare dağa küsmüş dağın haberi yok derler ya, iste onun gibi birsey. Hissedilenle mevcudun kopukluğu. Şu kuramcılar var ya, genellemeler yaparlar, kategorize ederler, şemalar icat ederler. Bir heves bir heves sorma gitsin. İnsana ve hayata ait her seyi bir formüller serisi ile açıklama manyaklığı. Bir anahtar keşfetme çılgınlığı. İnsana ait bir krizi adlandırma yarışı. Sokacaksın krize anahtarı çevireceksin gücün yettiğince sorun tanımlanmış olacak. Ve arkasından çözümler yağacak ahmaklığı. Her bir deli kuramcı kendi anahtar şablonlarını geliştirmiş. Kendi dar gerçekliklerinden hareket ederek. Karşımda iki çocuklu bir anne var. Sorunlu diye getirdiği cocukla ilgili bilgi veriyor. Sorunsuz olduğunu düşündüğü cocuk karşıdaki koltukta gözlerini kaçırarak nerde ise yere kapanacak vaziyette oturuyor. Anne duyduğu okuduğu yani etiketlendigi ne varsa bocalama döküyor, problemli olduğunu düşündüğü çocukla ilgili. Çocuğun üç gün önce babasını kaybettiğini içine kapandığını sessizleştiğini özgüven sorunları yaşadığını anlatıyor. Bu arada çocuk, hani sessiz ve özgüven sorunu olan çocuk, benim sırtıma çıkmış durumda. Bir başka hamle yapmak için kolumu aşağı çekiştirip duruyor. Annede “yapma oğlum” diye çıkışıyor. Öğretilenler